RSS İle Abone Olabilirsin

E-mail İle Kayıt Ol

26 Ağustos 2016 Cuma

Türkiye'de Sanat

Unknown

Sanat gündeminin her geçen gün çeşitlenmesiyle birlikte sanata ve sanat eleştirilerine olan ihtiyaç gün geçtikçe artıyor ancak Türkiye'de sanat ortamı ve eleştirisi hala çok gerilerde olduğunu söyleyebilirim.
Sanat, tıpkı sanat eleştirisi gibi başlı başına bir alan ve gereklilik olarak görülmediğinden kişilerin kendi ilgileri ve çabalarıyla oluşturdukları ama daima bir boş zaman uğraşından öteye gitmiyor. Sorgulayıcı, teorik altyapısı ve güçlü yazımı farklı disiplinlerle zengileştirecek bir eğitim olmaması yüzünden az sayıda kişi kendi kendilerini yetiştiriyor,yazı yazmaya arzı duyuyor ve en önemlisi de sanat yazının cazibesine inanıyor. Sanat üretimi ve bu alanda geçmişe göre daha hareketlilik yaratmış olması,sanatında aynı paralelde önemini ayırt etmesi gerekirdi. 

Bilgiden, ilginçlikten, zekadan yoksun sanat kolay hazmedilir bir çereze dönüşüyor. Sergiler, sanatçılar, sanat yapıtları ve sanat etkinlikleri belli mesafelerde ele alabilecek onlara düşünsel katkıda bulunabilecek ya da sorgulayabilecek kişilere ihtiyacımız var.

Türkiye sanat ortamı her geçen gün daha fazla küresel sanat dünyasına dahil oluyor gibi gözüküyor. İçinde yaşadığımız çağda ciddi anlamda kaçınılmaz bir durum lakin sanat dünyamızın bu dünyalı olma durumunu esas olarak ortaya çıkaran şey neydi? Bugünün sanatçıları küresel sanat dünyasına dahil olması, arkasındaki sermaye ve o sermayenin küresel gücü ile mümkün olabilir bence. Çünkü sanat üretimin değil sermayenin gücü sınırsız kapılar açar. Sanat ve sanatçıya finansal destek geldiğinde dünyanın bir parçası haline gelebilir. 

Türkiye'de sanat hareketliliğine bakıldığında artık belirgin bir şekilde küresel sanat akışının bir parçası haline, sermayenin dünyalılaşmasıyla paralel olarak geldiğini görebiliriz. Koç Holding'in İstanbul Bienali'ne uzun süreli sponsorluğu da böyle bir meseleydi. Öte yandan ülkemizde büyük ve daha küçük çaplı  sayılı sermaye gücünü bir kenara koyarsak sanata hala çok büyük bir desteğin olmadığını görebiliriz.Bu desteğin olmayışı, ülkemizdeki kültür sanat politikalarının bir yansımasıdır, asla bağımsız düşünemeyiz.

Türkiye'de üretilen sanat, sanatçının ve sanat hareketinin dünyalılaşmasıdır evet ama sanmıyorum ki büyük fotoğrafta gerçekten de dünyalıyız. Türkiye'de iyi sanatçılar olmaıdğından değil, yıllardır onları destekleyecek kişiler ve ortamlar olmadığından dünyada tanınmıyorlar. 

Unknown / Kurucu & Editör

Merhaba! 08.05.1996 yılında İstanbul'da doğdum.Nişantaşı Üniversitesi'nde Yeni Medya öğrencisiyim. İlgi alanlarım; sosyal medya, dijital pazarlama, teknoloji ve müziktir.

© 2016 sevgikaraer.com | Kaynak gösterilmeden yayınlanması yasaktır.