Müzik; avcı toplayıcı topluluklardan günümüz sanayi sonrası enformasyon toplumuna, insan sesi veya insan eliyle üretilmiş enstrümanlar aracılığıyla insanın, insanlığa ait duygu ve düşüncelerini, dış dünyaya bakışını yansıtmak üzere icra ettiği bir sanattır. Seslerin seçilerek anlamlı bir mesaj taşımak üzere düzenlendiği bir sanat dalıdır.Müziğin sadece ‘dinlenmesi güzel olan bir şey’ olmadığını ve kültürün içine gömülmüş olduğunu belirtirler. Dili olmayan bir kültür olmadığı gibi, müziği olmayan bir kültür de yoktur. Müzik kendi kendine olan bir şey değil bizim yaptığımız ve anlam verdiğimiz bir şeydir. Bununla birlikte müzik, sadece kültürel ‘öteki’yi anlama yolu değil, aynı zamanda süreç içinde kendi konumumuzu değiştirme,kimliğimizin oluşumu ve yeniden oluşumunu da düzenleme yöntemidir. Müzik ile hayatımızın bir uyumu vardır. Juslin ve Laukka’ya göre duyguları tanımlamanın birçok yöntemi var.
Bazı müzik araştırmacıları duygulanım sürecinin açılımı olarak da anlaşılabilecek bu yaklaşımla müzikal iletişim sürecine uyarlanabilecek bir müzikal duygulanım modeli oluşturulabileceğini düşünüyor. Müzik duygu ve beğeni çalışmalarında karşılaşılan önemli sorunlardan biri müziğin farklı duygular çağrıştıran (tempo, ezgi, armoni, artikülasyon, perde, aralıklar, mikro entonasyon, aksanlar, ses yeğinliği) birçok özelliğinin olması. Kendine özgü bir müzik parçasının farklı beklentiler oluşturabileceği göz önüne alınırsa dinleyicilerin neye ya da nelere tepki gösterdiği, müziğin dinleyici duygulanımını nasıl harekete geçirdiği gibi soruları yanıtlamak güçleşiyor.
Örnek verecek olursak; Arabeks müzik dinleyen insanların analizini yaparken dertli olduğunu, bıkkın olduğunu, negatif düşüncelerin biraz daha fazla olduğunu anlayabiliriz. Rock müzik biraz daha farklı duygulara hitap edildiği düşünülür. Asilik, başkaldırış vb. tanımlandığı ve dinleyici kitlesinin büyük bir kısmınca benimsenmiştir. Rap müzik ise, düzene, hayata, her şeye karşı bir isyan olarak tanımlanır. Rap müziğin,sokak dili olarak yansıtılması gibi. Daha önce gerçekleştirilen müzik beğenisi araştırmalarında kullanılan Lens modeli,
Prince’ın müzik dinleme modeli ve Le Blanc’ın müzik dinleme tercihi modelinin en kapsamlı
modelleme çalışmaları olduğu belirtiliyor.
Bu modelde besteci, yorumcu ve dinleyici arasında müzik iletişimini sağlayan müzik
unsurları iki kategoride ele alınıyor. Bestecinin kullandığı müzik unsuları ve yorumcunun
kullandığı müzik unsurları bir bütün halinde dinleyiciyle etkileşiyor.
Prince’ın modeli bilişsel süreçlere yönelik üç temel kategoride düşünülmüş. Dinleyici ile
ilişkili değişkenler modelin en üstüne, tepki örneklemeleri ortaya ve bir grup algılama sürecine
ilişkin değişkenler de en alta yerleştirilmiş. Bu modelin ilk kez deneyimlenen bir müzik dinleme
etkinliğinde, dinleyici algısında ne tür bilişsel süreçler olabileceğini açıklamaya çalıştığı
söylenebilir. Bu modeller içerisinde geliştirilen en kapsamlı model ise Le Blanc’a ait. Le Blanc
modelini yalnızca müzik dinleme tercihi üzerine geliştirmiş. Bir insanın müzik beğenisini
etkileyecek birçok değişkenden oluşuyor ve bu değişkenler hiyerarşik bir düzenle
yerleştirilmişler.
Sol alt köşede müzik uyaranı ile ilgili değişkenler, sağ köşede ise çevre uyaranı ile ilişkili
değişkenler görülüyor. Psikolojik algılama koşulları, ilgi ve genel duygusal durum kişinin
kendisine yönelik temel değişkenlere bağlanmış. Beynin algılama süreciden sonra tercih kararını
ve bu kararın pekişmesini sağlayan diğer değişkenleri görüyoruz.
Saucier ve Goldberg’in belirtiği üzere bu envanter, kişilik araştırmalarında bir son
söz olmaktan çok bir başlangıçtır. Gerçekleştirilen araştırmalarla beş büyük faktör üzerinde bir
uzlaşıya doğru gidilmesine rağmen, bu model henüz kişilik dinamiklerini “açıklayıcı” bir model
olarak değil, “tanımlayıcı” bir model olarak düşünülmelidir.






0 yorum:
Yorum Gönder