RSS İle Abone Olabilirsin

E-mail İle Kayıt Ol
Sosyal Medyada Yeni Çılgınlık: La Belle Indifference Sendromu
Sosyal medya ile yatıp kalkan, nefes alan bir toplum olduğumuzdan
her şeyimizi bu mecralarda paylaşır olduk.
22 Ekim 2016
Nette Özgürlük 2016: Türkiye, Özgür Değil!
ABD Merkezli Düşünce Kuruluşu Freedom House, "Nette Özgürlük 2016" raporunda Türkiye'nin internet özgürlüğünde en fazla gerileyen 5 ülke arasında yerini aldı.
3 Aralık 2016
Dijital Çağda İçerik Kuralları
Beyin zombiler için neyse,
içerik de Google için o'dur.
27 Eylül 2016
Sosyal Medya Paylaşım İncelemeleri- 1
Gençlerin artık birbirini kaybettiği, bir özenti hayat yaşamaya çalışıyorlar
27 Ekim 2016

3 Şubat 2017 Cuma

Sosyal Medyada Vaka İncelemesi 3- İlişkiler

Unknown


"Sosyal medya iyidir ya da kötüdür ifadesini kullanmak yanlış. Sosyal medyayı nasıl kullandığınız önemli. Bu tıpkı otomobil kullanmaya benzer. Eğer otomobili banka soymak için bir araç olarak kullanırsanız, bu otomobili kötü mü yapar? Bu tür amaçla kullanıldığı için tüm araçları yok etmek ne kadar saçma ise sosyal medyayı da hiç kullanmamak o kadar saçmadır." - Hiebert


Sosyal medya, özellikle baş rolde yerlerini alan Facebook, Twitter, Youtube günümüzün birer parçaları olduğundan beri, bilinç altımızda da bir yer edinmiş durumundalar. 140 karakter ile derdimizi anlatabilmeyi, 15 dakikanın altında olan videoları izlemeyi, sohbet ederek haberleşmeyi, dakika başı maillerimizi kontrol etmeye alıştık. Sanal dünya bizi öylesine avuçlarının içine alıyor ki çevrim içi olduğumuzda, etrafımızda olup biten her şeye ilgisiz kalıyoruz. Akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarların içinde oradan oraya savrulduğumuz dünya, gerçek dünya ile bağlantısını yitirmeye doğru gidiyor adeta.. Dijital dünyanın bize sunduğu avantajlar elbette tartışılmayacak boyuttadır. Benim derdim, renkli dünyanın bizdeki yan etkileridir. 

Güven ve empati duygularımızı harekete geçiren oksitosin hormonu ilişkilerimizde salgılanırken, çevrim içi olduğumuz platformlarda salınmaya devam ediyor. Karşı cins ile konuşmak, tanışmak ve onları "tanımak" daha da kolaylaşıyor. 

Bir merhaba ile başlayan en masum olan sohbet bile ister istemez kadın-erkek ilişkileri, aşk vb. konulara kayıyor. Sanal dünya yüzünden ilişkiler tükeniyor, evlilikler bitiyor. Kendini ifade etmenin ve iletişimin bu denli kolay olduğu bir ortamda, zamanımızdaki her şey gibi iletişim ve ilişkilerde hızla başlıyor, hızla tüketiliyor. Evliliğinde sorunu olan, birbirlerine sevgilerini yitirmiş, iletişim kuramayan eşlerin de ilk durağı oluyor bu platformlar. Hızla tükenen onlarca sanal ilişki gibi insan da tükendiğini hissediyor. En başta duyulan eksiklik hissi azalmak şöyle dursun artmış oluyor ve üstüne bir de suçluluk hissi ekleniyor. Bu süreç böyle tekrarlanmaya devam ederse insan bunu içselleştirip kendi olmaktan çıkmaya başlar ve bir süre sonra duygusuz, ruhsuz, Doyumsuz birine dönüşebilir ki bu çok feci bir durum. 

Kendinizi tüketmeden, ilişkinizi tüketmeden, sadece sevdiğinize yönelin, başka başka insanlarla paylaşmak yerine, her şeyi sevdiğinizle paylaşın. Gerçekten 3-4 arkadaşınız olsun, Facebook'ta ekli 300 kişi yerine.


Petronio’nun mahremiyet kuramı ise mahremiyetin sınırlarının belirlenmesi ve bu aşamada paylaşılan enformasyonun yönetilmesine vurgu yaparak mahremiyete ilişkin beş sav ileri sürer:

  1. Mahrem enformasyon insanlar onu kendilerine ait gördükleri için mülkiyetle ilişki içinde tanımlanıyor.
  2. İnsanlar özel enformasyonu sahip oldukları bir şey olarak tanımladıklarından enformasyonun dağıtımını denetleme hakkını da kendilerinde görüyorlar. 
  3. İnsanlar özel enformasyon akışını denetlemek için birtakım mahremiyet kuralları geliştirip kullanıyorlar ve bu kurallar mahremiyetin bireysel ve kolektif sınırlarının yönetimini etkiliyorlar. 
  4. Bir kez özel enformasyon paylaşıldığında kolektif mahremiyet sınırı oluşuyor ve özel enformasyonu alan diğerleri de bu enformasyonun ortak sahibi haline geliyorlar. 
  5. Mahremiyet kuralları asıl sahibi ile ortak sahipleri arasında yönetilemediğinde sınırların sarsılması ihtimali ortaya çıkıyor çünkü insanlar kolektif mahremiyet kurallarını sürekli, etkili ya da aktif olarak müzakere etmiyorlar. 
AKADEMİK BİLİŞİM KONFERANSI'NA GÖRE;
Takip etme ve takip edilme mantığı üzerine kurulu sosyal ağlar ve her an ulaşılabilir olmayı vaad eden cep telefonlarıyla gözetim, günlük bir alışkanlık haline geliyor, sıradanlaşıyor, meşrulaşıyor. Özellikle sosyal ilişkilerini ağırlıklı olarak sosyal ağlar üzerinden yürüten dijital doğanlar kuşağı, birbirlerini daha çok gözetler ve denetler hale geliyor. Cep telefonu ve içindeki uygulamalarla her an ucuza ulaşılabiliyor olmak, sevgilini cebinde taşıyormuş duygusuna kapılmak, sosyal ağlarda sevgilinin/eşinin paylaşımlarına kafayormak, lokasyon bazlı uygulamalarla gün içinde nerelere gittiğini takip etmek vb. birçok eylem, mahrem ilişkilerimizi etkiliyor, karşılıklı güveni sarsıyor, ilişkinin yönünü değiştirebiliyor, kimi zaman sonlanmasına yol açıyor. Gözetim bireyselleşiyor, normalleşiyor.

11 Ocak 2017 Çarşamba

Sosyal Medyada Vaka İncelemesi 2- Blogger Anneleri

Unknown

Sosyal Medya Vaka İncelemesi 1

Gündelik yaşamın kültürü içerisinde yer alan popüler kültür, geniş anlamda belirli bir yaşam şeklinin değişmesine ve tekrar üretilmesinde, annelik olgusu üzerine araştırmalar yapılıyor. Adorno, sosyal kültürel ve tarihsel gelişmelere dair iç görüyü engel olarak anlaşılması gerektiğini vurgular.

Popüler kültürün annelik kavramı üzerinden oluşturduğu yeni formüllerden biri olan blogger anneleri, kendilerini göstermek istedikleri şekilde ve miktarda sergiler. Bu bağlama göre "iyi anne" olduklarını göstererek yaşadıkları psikolojik tatmin, onları aynı zamanda gerçeği örtüleyerek sunma olanağı verir.

Blogların bir hikaye, bir marka oluşturması, kelimeler ve görüntüler arasındaki güvenirliği ve estetik ilişkisine bağlı olduğu sanal dünyada yaşayan birer birey olduklarını artık hepimiz biliyoruz. Blogger anneleri ise kişisel bloglarında; çocuklarıyla neler yaşadıklarını, çocuğun sağlığı, eğitimiyle ilgili ve kullandıkları ürünlerin iyi veya yetersiz olduklarını anlatan sayısızca içeriklere yer verir. Dijital bir bebek günlüğü tutan blogger anneleri, hem anneler arasında bir dayanışma oluşturuyor hem de reklam pazarlama örneği sergiliyor. 

Blogger annelerin bazıları bloglarına kimliklerini ve farklılıklarını ön plana çıkaran isimlerle karşımıza çıkıyor. Bazıları ise çocuğuyla kurdukları bağı ve onlara olan hayranlıklarını ifade eden bir isim tercih ediyorlar. Blogger annelerin isimleri farklı olsa da, sanal dünyada var olmalarını sağlayan blog açma ve yazma nedenleri çocuklarıdır. Araştırmalara ve Adorno'nın bilgileri ışığında; annelik kimliğinin blogger anneleri için çok özel bir yer olduğu, kendilerini her şeyden önce bir anne olduğunu, çocuğuna aşık, anneliği hayatlarındaki en büyük terfisi olarak görmelerinden kaynaklanıyor.

En önemli mesele ise "pazarlama" boyutu. Yaklaşık 4-5 ay boyunca iki blogger annesini takip etmeye başladım.Fotoğrafların altına yazılan yorumları okuduğumda tartışılması gereken en önemli meselenin pazarlama olduğunu anladım. Blogger anneleri, farkında olarak ya da olmayarak ekonomik piyasanın birer üyeleri haline geldi. 


Bundan bir on yıl sonra blogger annelerin çocukları, annelerine "bana sormadan neden her şeyimi paylaştın anne?" dediklerinde ne diyecekler?  Buyurun haberi

Çocuklar mükemmel al ekrandan ısır ye, öyle sevimliler, bazen girip bakıyorum, Ekranı seviyorum böyle. Ama.. Hakkım değil belki de sosyal medyadaki anneliği, annelik olgusunu eleştirmek lakin dışarıdan görünen tablo hiç hoş değil. Gittikleri her ortamda çocukların binlerce videolarını çekmeleri, ben çok iyi anneyim ama çocuğumun yüzüne sadece selfie çekerken bakarım pozları... Anneler arasındaki yarıştırılma.. Hem çocuğunuzun binlerce fotoğrafını koyun sonra milyonlarca insanın takıldığı sosyal medyada yorum yapan insanlara trip atıp 'yeter artık çok sıkıldım öfff ben şöyle anneyim böyle anneyim bana bir şey diyemezsiniz' deyin. 

Bir tanesini biliyorum, bebek olmuş 9 aylıkken 15 kilo; hala yediriyor çünkü; yemek yerken çektiği videolar seyrediliyor en çok. Bu kadınların yaptığı, açık bir çocuk istismarıdır. Kadın çocuğun mahrem alanlarına ondan izinsiz tecavüz ediyor, duvarlarını yıkıp savunmasız bırakıyor. Çocuk bir kız çocuğu ve bazı resimlerde büyümüş de küçülmüş gibi giydirilmiş.engellemeyeceğini bilsem "ne yapıyorsun sen ya?" diyeceğim. Bakın ben henüz anne değilim, çocuk bakımı hakkında bir bilgim yok ama dünyada ve ülkede bu kadar pedofili vakası patlamışken, çocuğumun vücuduna hangi manyakların gözü değiyor diye onlar akıl edemiyorsa da ben ediyorum.

Hiç birimizi annelerimiz internetten baka baka büyütmedi. Peki biz şimdi anormal mi olduk? Yerlerinde olsam, büyüyünce anneme dava açardım; tüm hayatımı daha ben doğduğum gün, bana sormadan kamuya malettiği için...

4 Ocak 2017 Çarşamba

2017 Sosyal Medya Trendleri 2- Yemeksepeti Sosyal Medya Yöneticisi Ergin Güngör Açıkladı!

Unknown
Reklam modellerindeki çeşitlilik ve kabul edilebilir maliyetlerle birlikte Facebook'un kendi mecrasının aksine burada organik erişimi (henüz) kısıtlamaması Instagram'ı bir adım öne çıkarıyor.
Yemeksepeti Sosyal Medya Yöneticisi Ergin Güngör, 2017 yılı sosyal medya trendlerinin neler olacağını ve bunların sektörlere nasıl yansıyacağını açıkladı.

Öncelikle öngörü yerine bir temenni ile başlamak isterim: Umarım sosyal medya özelinde tüm ülkede her şey yolunda gider ve sağlıklı, sürekli bir iletişimden bahsedebiliriz 2017'de. Sosyal medyanın temeli organik iletişim olsa da hem mecraların getirdiği kısıtlamalar hem de markaların hedefleri söz konusu kanalları bu çerçevenin dışına çıkardı. Maliyetsiz iletişim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi ama olmadı, olamadı. Öngörülerimi bu çerçevede yapmak durumundayım o yüzden. 

2017'nin özellikle Snapchat ve Instagram arasında yoğun bir rekabetle geçeceğini düşünüyorum. Reklam modellerindeki çeşitlilik ve kabul edilebilir maliyetlerle birlikte Facebook'un kendi mecrasının aksine burada organik erişimi (henüz) kısıtlamaması Instagram'ı bir adım öne çıkarıyor. Kullanıcı alışkanlıkları da önemli bir detay elbette. Snapchat çok hızlı yükseldi ancak reklam modellerinin kısıtlı ve yüksek maliyetli olması, orta ve uzun vadede markaların burada içerik üretme ve yayınlama frekanslarının diğer mecralara göre düşük kalmasına neden olacaktır. Hızlı hamle yapmaları şart gibi görünüyor.

Facebook'un canlı yayın, anket seçenekleri mecrayı yeniden hareketlendirdi. Mobil ağırlıklı diğer mecralara göre Facebook'un web kullanıcısı yoğunluğu ve bu kullanıcıların demografik çeşitliliği, onu hala cazip bir alan yapmaya yetiyor. Video izlenme süreleri, sayıları gibi konularda yeni bir manipülasyonla gündeme gelmezlerse 2017'de de bu değişmeyecektir.Twitter'ın yeni kullanıcı kazanma ve mevcut kullanıcıyı tutma konusundaki sıkıntılarıyla birlikte depresif bir kimlik kazanması orta ve uzun vadede markalar için bu alanı yeniden değerlendirme mecburiyeti doğuracaktır. 2017'nin bu anlamda dönüm yılı olduğu kanısındayım. Ya çok daha iyi olacaklar ya da çok ciddi kayıp yaşayacaklar. Scorp'un sektör olarak bize çok uygun olduğunu düşünmüyorum. YouTube'un da aynı şekilde. Tabii ki kullanıyoruz ancak olmazsa olmazımız değil. Başka birçok sektör için son derece faydalı oldukları, olabilecekleri açık elbette.

Bunlara ek olarak Ekşi Sözlük'ün markalar açısından daha etkin bir konum alacağı kanısındayım. Mecrayı daha enerjik hale getiren yenilikler yapıldı ve yapılıyor. Kullanıcı kalitesi ve okur yoğunluğu zaten malum. Markaların içerik üretip yayınlayabilecekleri alanlar ve makul maliyetlerle doğru reklam modelleri yaratıp, detaylı hedefleme yaptırmayı başarabilirlerse çok hızlı bir yükselişe şahit olabiliriz. Sıralayınca çok zor göründü sanki ancak bu zaten böyle bir işleyişteki doğal süreç. Son olarak; Google Plus, Pinterest, Messenger (Artık başlı başına bir ürün olarak bakmak gerekir.) ve diğerlerinin ise yolu hala uzun.

3 Ocak 2017 Salı

2017 Sosyal Medya Trendleri 1: Migros Medya Yöneticisi Ali Conker Açıkladı!

Unknown


Çoğu marka tarafından kullanılan sosyal medya pazarlama dünyasında, platformlar çevrim içi pazar için olduğu kadar çevrim dışı pazar için de farklı çözümler sunmak zorunda kalacak.

Migros Ticaret A.Ş, Medya Yöneticisi Ali Conker, 2017 yılı sosyal medya trendlerinin neler olacağını ve bunların sektörlere nasıl yansıyacağını açıkladı.

Sosyal medyanın evrimine iletişim esası ile başlayıp, paylaşım ve ardından kullanıcıların dahil oldukları hatta onlara başka platformlarda bulamayacakları deneyimler sunarak devam ettiği düşünüldüğünde; 2017 yılı, evrimini bu yönde ilerleten sosyal medya mecraları için büyük olasılıkla daha da güçlenecekleri bir sene olacaktır. Tabii bu durum, kendini geliştiremeyenler için ise yavaş yavaş tarihe karışmaları ile sonuçlanabilir. Yeniliklerin birbirini son hızla takip ettiği sosyal medyada rekabet, son dönemde özellikle kullanıcıların platformlarda geçirdikleri süreyi artırmak üzerine yoğunlaşıyor. Mobil cihazlarla geçirilen sürenin ciddi anlamda artmasıyla ortaya çıkan dönüşüm ihtiyacı, platformların yönetmeleri gereken konuların başında geliyor. Sosyal Medya Pazarlama Dünyasından Farklı Çözümler Çoğu marka tarafından kullanılan sosyal medya pazarlama dünyasında, platformlar çevrim içi pazar için olduğu kadar çevrim dışı pazar için de farklı çözümler sunmak zorunda kalacak. Çevrim içinden fiziksel satışa yönlendiren çözüm ve uygulamalar, artırılmış ve sanal gerçekliği kullanarak fark yaratacak gibi gözüküyor. Her ne kadar farkındalık anlamında yeterince olgunluğa ulaşmasa da bot’lar, mesajlaşma araçlarından satışa yönlendirme ve markalar adına fark yaratma adına önemli bir rol oynayabilir. İçerik üretimi ise artık neredeyse tamamen kişilere indirgenmiş durumda. Başka bir deyişle, artık içerik üretmek kullanıcılar için tüketmek kadar kolay! 

Bu doğrultuda 2017 yılında; kullanıcılar tarafından üretilen içerikleri, kendi iletmek istedikleri ilham veren mesajlarla birleştirip paylaşım esasını merkeze alarak iletişim planlarına dahil eden markalar sosyal medyadaki çok seslilik içerisinde öne çıkacaktır. 

30 Aralık 2016 Cuma

Marka Güvenilirliği ve Etki Araçları

Unknown

Teknik ve teknoloji önemlidir.
Fakat buna güven katmak, bu on yılın sorunudur.
- Tom Peters


En son ne zaman insanlara sizi anlamaları konusunda yardımcı olup sizi rakiplerinizden farklı kılacak bir şeyler yapmak için gerçekten yaratıcılığınızı kullandığınızı hissettiniz? Kaç kere bir mail merkezine monotonluğu bozmak için bir resim yerleştirip okurunuzun görsel olarak bu mesajı anlamasına yardımcı oldunuz?

Yaratıcılığın gücü eşsizdir. Fakat yaratıcı olmak çok fazla çalışmayı gerektiriyor. Birçoğumuz yaratıcı olmanın yararlarını fark ederiz. Birçoğumuz ise yaratıcılığın yararlarının farkına varmış olsa da, gerçekten yaratıcı olmanın zaman ve emek gerektirdiğini bildiğimizden buna üşenip rutinimizi bozmayız. Şanslıyız, yaratıcılığa giden kestirme bir yol var! Margeret Walch'a göre; eski bir beynin bilinçaltında renklerin etkisi vardır.




  • Gerektiğinde resim, görsel ve video parçaları kullanın.
  • Metindeki renkleri çeşitlendirin.
  • Statükocu olmayıp farklı bir mecra kullanın. Örneğin; diğer sunum yapan kişiler PowerPoint kullanıyorsa siz büyük bir tablo kullanın.
  • Farklı bir hız kullanın. Sesinizin tonunu değiştiririn.
LeDoux'e göre, "Eski beyinlerimiz daha biz korktuğumuzu hissetmeden önce tehlikenin varlığını anlayabilir. Beyin ayrıca biz daha karmaşık bir korku hissinin farkına varmadan önce fiziksel tepkileri başlatır. "
Korkunun tersi korkusuzluktur. Korkusuzluk aynı zamanda bağlılık kurmamak olarak da adlandırılabilir. Müşterinize yüksek ilgi göstermekle birlikte sonuca çok takılmazsanız onun karar vericisine yani eski beyne işi kazanmak için motive olduğunuzu fakat kaybetmek için de en ufak bir korkunuz olmadığı imajını verirsiniz. Tutku, tam olarak nereden geldiğini bilmediğimiz fakat hissedebildiğiniz görünmez bir faktördür. Korku hadisinde de olduğu gibi numara yapma zor, hatta imkansızdır. Müşterinizin eski beyni, tutkunuzu bir hızölçer gibi hassas bir şekilde ölçer. Duygular bulaşıcı olduğundan siz tutkulu olduğunuzda diğer insanlar da daha hevesli olacaktır. 

  • Tutkunuzun seviyesini ölçmeyi öğrenin.
  • Çevrenizdekileri tutkulu insanlardan seçin. 
  • Çalışın, prova yapın.
  • Unutmayın: Tutkunun aşırısı olmaz,  tutku bulaşıcıdır. Eğer ürününüz hakkında hevesliyseniz müşteriniz de öyle olacaktır.
  • Sevdiğiniz işi yapın ve işinizi sevin.

Güvenilirliğin faktörünüz, satış verimliliğinize gözle görür bir değer katacaktır. Bu her ne kadar göreceli ve ölçülmesi zor bir kavram olsa da, görür görmez güvenilirliğin tanırsınız. Güvenilirliğin muhtemelen etkinizi arttırmadaki en önemli unsur olduğunu bilin. Gerçekte güvenilirliğiniz, diğer insanların size inanmalarının özünde olan şeydir. Eski beyin güvenilirliğe oldukça duyarlıdır çünkü o, güveni ya da eksikliğini araştırır.

Mesajınızı müşterinizin profiline göre uyarlamak için zaman harcıyor musunuz yoksa "herkese uyan tek bir mesaj" ümidiyle bir şablondan PowerPoint slaytlarınızı kopyalayıp yapıştırıyor musunuz? Müşterilerinize ulaşabilir olmanız için; hedef topluluğunuzla kendiniz arasında bir bağ kurup, mesajınızı onların kendilerine özgü olan sıkıntılarına göre uyarlayın. Müşterinizin eski beyni ikiniz arasında çok az fark olduğunu ya da hiçbir fark olmadığını görüp sizi "en iyi arkadaşı" olarak adlandırdığında, bu onu sakinleştirecektir ve mesajınıza karşı algılarınızı açacaktır.

Hatırlamanız Gerekenler!


  1. Yaratıcılığınız: Rakiplerinizden farklı olmak için cesur olun.
  2. Korkusuzluğunuz: Özgüveninizi gösterin.
  3. Tutkunuz: Coşku bulaşıcıdır.
  4. Dürüstlüğünüz: Takip edilecek tek yol budur.
  5. Benzerliğiniz: Dinleyicilerinizle özdeşleşin.
  6. Anlamlılığınız: Mesajınızı sözcüklerinizle, sesinizle ve vücut dilinizle güçlendirin.

© 2016 sevgikaraer.com | Kaynak gösterilmeden yayınlanması yasaktır.