Dijital demokrasi,yeni iletişim ortamlarından kaynaklanan siyasi, ekonomik ve toplumsal etkilerin enformasyon miktarındaki artış ile sınırlı değil. Prof. Dr. Nilüfer Timisi'ye göre; iletişimin hızlanması, alıcı kontrolü ve enformasyonun demokratlaşması,kitlesel yayıncılıktan birey odaklı yayıncılığa geçilmesi gibi ve en önemlisi etkileşimin artışı, dijital demokrasiyi doğurmuştur.
Sosyal medya dediğimiz olgu, bireylerin tüketici/dinleyici/kullanıcı/izleyici vb. olarak rol yapabilen bunlar arasında gidip gelmesine olanak veriyor. sosyal yazılımları kullanan kullanıcılar, ortak ilgiler bağlamındaki topluluklarla her geçen gün daha fazla yetki sahibi olup, teşvik ediliyorlar. bu topluluklar siyasi işbirliğinin olduğunu söylememize gerek olmadığını ve bildiğinizi varsayıyorum. bu yeni topluluklar ve politik örgütlenmeler yaşanan önemli olayların bir geçişini temsil ediyorlar. onlar için otorite ortadan kalkmıyor fakat bir hiyerarşik yapı olarakta hareket edemiyorlar. resmi otorite için, belirli görevleri tamamlamaları gerekiyor. yani sınırlı bir alan bilgisiyle ortaya çıkan ve sonrasında geri çekilen bir yapıdan bahsediyoruz.
Evet etkileşim miktarı artıyor fakat enformasyon gerçekten demokratik mi? yani konuyu daha da açarsak yeni iletişim ortamları demokratik, şeffaf ve özgür müdür? demokrasinin tanımına bu konuda girmemiz gerekiyor mu bilemiyorum fakat demokrasinin tanımı herkesçe malum. bundan yola çıkarsak şu soruyu da sorabiliriz; yeni iletişim ortamları herkesin sesini özgürce duyurabiliyor mu ve eşitlikçiyi savunan bir ortam mı? evet, yeni iletişim ortamlarında herkesin sesi çıkıyor fakat eşitçilik? ve çıkan her sesin ne ölçüde etki yarattığı ve ne kadar güvenilir bir bilgi olduğu da meçhul.
yeni iletişim ortamlarında elinde parası ve gücü olan kişi ya da kurumlar içerik üretip yayma imkanına sahip. aslında baktığımızda teknoloji ne kadar iyi tasarlanırsa tasarlansın, insan her yerde aynıdır. ve insanlar siyaset tarafından yönetilir. diğer taraftan bahsetetmemiz gereken konu google'dur. aradığımız bir bilgi google'da yoksa öyle bir bilginin varlığına bile inanmayacak düzeye geldik. biliyorsunuz ki google belirli bir algoritma sistemine göre işliyor, her yere olduğu gibi. google şu haliyle bile ne oranda bilip bilmeyeceğimize karar veren ve gerçekliği elinde tutan ve o bilgileri istediği gibi kontrol eden bir mecra. belli bir ücret karşılığında en üst sırada çıkan sonuçları kenara bırakırsak, en üstte çıkan sonuçlar her zaman en popüler olanlardır peki ama doğru olan şey bu mu, bunu merak ediyorum. içeriklerini popüleriteye göre sıralayan, algoritmasının belirsizliğini koruduğu sürece demokratik katılımcı ve doğru bilgiye ulaşabilen bir ortamdan bahsetmemiz çok zor değil mi?
her insanın kendine göre sınırlandırdığı bir özgürlük algısı var ama bu özgürlüklerin hemen hemen hepsi diğer insanları rahatsız etme noktasına vardığında ya da onların özgürlük alanını ihlal ettiği anda özgür olmaktan çıkar. hiçbir yasa ya da toplumsal normun etki edemediği varsayılan düşünce ise, düşünce özgürlüğüdür. ama diğer tarafa baktığımızda hiçbirimiz toplumsal çevreden bağımsız, fanuslar içinde yaşamıyoruz ki. her gün davranış ve düşünce biçimlerimizi etkileyen binlerce kez uyarıya maruz kalmıyor muyuz? bizlerin düşünce yapısını etkileyen, şekillendiren mecralar.
bence özgür düşünebilmek veya hiçbir dış etkiye maruz kalmadan özgürce düşünebilmek için daha fazla kaynaklara ihtiyacımız var. herhangi istediğimiz bir konuda, sınırsızca ulaşılabilirse bilgiye işte o zaman o konuda hakkında özgür bir düşüncemiz olur.

Blog tasarımını gerçekten çok beğendim. Yazıların profesyonelce ve güzel bence daha da ileriye gitmeli ve güzel bir alan adıyla kendini iyice geliştirmelisin. blogspot uzantılı bir adresten bu kadar profesyonel bir içerik ve tema beklemiyordum. Başarılar dilerim.
YanıtlaSil