Başarı bir sonuç değildir, başarı bir süreçtir.
Olimpiyatlar, 4 yılda bir düzenlenen din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin tüm sporcuların bir araya geldiği büyük bir organizasyondur. İlk olimpiyatlar, Olimpiyat Komitesi tarafından 1896 yılında Atina'da düzenlenmiştir. Milli Olimpiyat Komitesi 1900 yılında Paris'te düzenleyerek ilk defa kadın sporcular da yarışmıştır. 1916 yılında Berlin'de düzenlenme kararı alınırken 1.Dünya Savaşı nedeniyle iptal edilmiştir. Yine aynı şekilde 2.Dünya Savaşı nedeniyle 1940 ve 1944 yıllarındaki olimpiyatlar iptal edilmiştir.
Türkiye, Olimpiyatlara resmi olarak 1908 yılında katılmıştır fakat atletizm dalında yarışan tek sporcumuz Yorgo Aliprantis, 1908 yılında 10 metre ipe tırmanma yarışında dünya rekoru kırmış ve bir sonraki olimpiyat yılında ipe tırmanma sporu çıkarıldığından bu rekor Osmanlı vatandaşı Yorgo Aliprantis'e kalmıştı.
1936 yılında Berlin'de yapılan Olimpiyat Oyunları Türkiye'nin Olimpiyat tarihinin başlangıcı diyebiliriz. Berlin Olimpiyatları'nda ilk defa bir kadın sporcuyla yarıştık. İlk kez bir Türk oyuncu Ahmet Kireşçi, güreşte bronz madalya alarak kürsüye çıkmış ve ilk altın madalyamızı da güreşte Yaşar Erkan kazanmıştı.
![]() |
| Ahmet Kireşçi |
1948 Londra Olimpiyatları'nda en çok madalya kazandığımız yıl olmuştu. 1960 Roma Olimpiyatları ise 9 madalyaya rağmen 6.olarak en yüksek sırada bitirdiğimiz olimpiyattır. Türkiye'nin olimpiyat tarihi ise işte tam olarak burada bitiyor.
Spora pek değer vermeyen ülkeyiz. 4 yıl boyunca çalışan sporcularımız, müsabakalardan iyi dereceler alarak Türkiye'de şampiyon oluyor. Bu, dünyada yapılan spor branşına göre 16,12 ve 8 arasına girmek oluyor. Aslında bence her şey, neredeyse hiçbir işe yaramayan ilkokuldan liseye kadar gördüğümüz beden eğitimiyle başlıyor. Sizin hangi branşa yatkın olduğunuzu bilmeyen o kadar beden eğitimi hocası var ki..
Olimpiyat açılışını izlerken şu cümleyi kurarız: " aaaa sadece bu kadar mı ya, çok az sporcu var Türkiye'den, diğer ülkelere bak bir de bize bak" şimdi hem kendime, hem sizlere soruyorum. Sporcu sayımızı arttırmak için bir çaba sarf ettik mi? Neden böyle biliyor musunuz? Sporu ancak, futbol olarak gören bir ülkeyiz.
Türk sporunun dibe vurduğu yılları yaşıyoruz. Doping ile mücadelelerden kaçtık.. Elvan Abeylegesse, Süreyya Ayhan Kop, Aslı Çakır Alptekin gibi.. madalyaları teslim ettiğimiz günler çokta geride değil. Başarısızlıklarımızın sebebi çok. Devamlılık yok.. Başarılı sporcularımızın yetişebileceği bir mekanizma hala oluşamamış. Başarı gelindiğinde tek bir isme odaklanıyoruz çünkü onun arkası gelmiyor. İletişimimiz kopuk.. Devşirme sporcu sayımız gün geçtikçe artıyor.. Türkiye'de futbola harcanan paralar ne zaman diğer sporlara da ayrılmaya başlanırsa o zaman adam gibi sonuçlar alacağız.
Türkiye'nin Olimpiyatlardaki acı tablosunu taçlandırmamak olmazdı. Aşağıda hazırlamış olduğum "Türkiye'nin Olimpiyatlardaki Acı Tablosu- İnfografik Çalışması"nı bulabilirsiniz.
Dipnot: Türkiye'nin madalya sayısı 96'na yükselmiştir. 2016 Rio Olimpiyatlarda halter'de 1 gümüş madalya, güreşte 2 gümüş madalyamız 2 bronz madalyamız ve 1 altın madalyamız, atletizm de 1 bronz madalyamız, tekvando da 1 bronz madalyamız bulunmaktadır.
Dipnot: Türkiye'nin madalya sayısı 96'na yükselmiştir. 2016 Rio Olimpiyatlarda halter'de 1 gümüş madalya, güreşte 2 gümüş madalyamız 2 bronz madalyamız ve 1 altın madalyamız, atletizm de 1 bronz madalyamız, tekvando da 1 bronz madalyamız bulunmaktadır.





0 yorum:
Yorum Gönder